mimar sinankastamonupiriSİVASsyriamanastırsivas eskisuriyealayhan1500 piri
• Isparta Yalvaç Pısıdıa Antıochıa Roma Kapısı Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon Projeleri

ISPARTA - YALVAÇ PISIDIA ANTIOCHIA ROMA KAPISI 2001 YILI RÖLÖVE-RESTİTÜSYON VE RESTORASYON PROJELERİ
Kentin batısında yer alan ve ana giriş olarak kullanılan kapıda 1924 yılında, Robinson ekibi tarafından sınırlı bir alanda kazı yapılmış ve kazı ön raporu (AJA 9, 1924, 435-44 ) de yayınlanmıştır. Robinson, şehir kapısına ait heykeltraşlık eserlerini de ( The Art Bulletin 9 (1924), 45-56 ) yayınladı. Ayrıca kazı mimarı Woodbridge Jr. Tarafından hazırlanan anıtsal girişe ait bir restitüsyon da bu yayında yer almıştır.

Gerek tarihi gerekse mimari açıdan oldukça önem arzeden bu kent kapısı üzerinde uzun yıllar herhangi bir çalışma yapılmadı. Ancak 1998 yılından itibaren Yalvaç Müze Müdürlüğü adına yapılan çalışmalarda yoğunluk, sözü edilen kapıya verilmiş olup, bugün anıtsal giriş tamamiyle temizlenerek gün ışığına çıkartılmıştır. Yapıya ait mimari elemanların, gerek kent içindeki gerekse dışında olanların büyük bir kısmı toplanarak yerinde tasnifi yapılmış ve girişin hemen yanına yerleştirilmiştir.

Kent geçişi temin eden anıtsal kapı, iki tarafındaki surlara bitişik; iki kenar ve iki orta ayaklı olmak üzere üç açıklıklı geçit şeklinde inşa edilmiştir.

Geçit tonozları, dört ayak üzerinde oturmaktadır. Tonozları taşıyan ayakların mevcut kalıntılara göre gövde ölçüleri (2.41x3.03 m., 2.41x2.96 m., 2.41x2.96 m., 2.41x3.03 m.)dir. Ayakların açıklıkları ortada 4.46 m., yanlarda ise 4.28 m.dir. Bu ölçülere göre kapının 22.90 m. genişliğinde 3.37 m. derinliğinde olduğu hesaplanmaktadır. Ayrıca yüksekliğinin yaklaşık 10.00 m. olduğunu tahmin etmekteyiz.

Batı yönündeki dördüncü ayak temel seviyesine kadar söküldüğü için, ayakların oturduğu zemini incelemek kolay olmuştur. Tonoz ayaklarının, düzeltilen zemin üzerine sıkıştırılmış toprak ve bunun üzerine yerleştirilen düzgün kesilmiş bloklar ve bunun üzerinde de yine 0.60 m. yüksekliğinde dörtgen blokların oturtulduğunu tespit ettik. Bu şekilde hazırlanan temel üzerine ise ayakların profilli kaidelerinin yerleştirildiğini gördük. Ayakların kaideleri silmelerle sınırlandırılmış, sade ve düz yapılmışlardır.

Geçitlerin taban kısmının, geniş, yassı ve dörtgen biçimli taşlarla kaplı olduğu, ayak aralarında, girişin ön ve arkasındaki meydanlarda görülen kaplama levhalarından ortaya çıkmakta ve bu bloklardan çıkardığımız sonuca göre de kapının iç ve dışındaki meydanların, ortalama 0.20 m. kalınlığında bir döşeme ile kaplı olduğu anlaşılmaktadır.

Tonoz ayaklarının, postament şeklinde düzenlenmiş kaideleri (yükseklik 1.35 m.) hariç; tonoz kemerlerinin oturduğu plaster biçiminde hazırlanmış yastıklara kadar altı taş sırasından meydana geldiğini elde edilen mevcut blokların yüksekliğine dayanarak tahmin etmekteyiz. Alt sıradaki orthostad şeklinde düzenlenmiş, bunun üzerine gelen sıraların farklı yükseklikteki (ca. 0.45-0.90 m. ) bloklardan yapıldıkları ve buna göre pylon örgüsünün düzgün rektogonal psevdo isodomik örgü sistemine sahip olduğu ortaya çıkmaktadır.

Pylon örgü sırasında, ilk sıradan sonra yükseklikleri farklı, fakat genişlikleri aynı blokların şaşırtmalı olarak yerleştirildiği, bazı sıralarda, kenetsiz örgü yapıldığı, gerek görülen sıralarda ise kenet kullanıldığı taşlar üzerindeki kurşun akıtma kanallı deliklerden belli olmaktadır. Öte yandan, ayaklarda kullanılan blok taşların dışa bakan yüzlerinin çok itinalı olarak işlendiği ve ince tarak-kalem kullanıldığı göze çarpmaktadır. Sözünü ettiğimiz bu düz yüzeylerin orta kesimlerinde fazla derin olmayan nişlerle süslendiği açıkça görülmektedir.

Ayakların postament şeklinde düzenlenmiş kaidelerinden tonoz ayaklarına geçiş yükseklikleri farklı içbükey ve dışbükey profillerden oluşan bir bakıma kaide görevi gören bloklarla pylonlara geçiş sağlanmıştır. Diğer taraftan elde ettiğimiz iç bükey bloklara dayanarak pylonların dışa bakan yüzlerinde birer nişin olduğu ve bunların muhtelif heykellerle süslendiğini söylemek fazla hatalı olmayacaktır. Burada, pylonların alt yapısında Robinson'un 1924 yılındaki mimari detay konusundaki görüşlerinden farklı olmayan bir düzenlemenin varlığını biz de kabullenmekteyiz.

Tonozların iç yüzleri sade olup, alın kemerlerinin dış yüzleri ise üç fascialı ve düz silmelidir. 0.16 m. yüksekliğindeki tac kısmı da aynı şekilde düz silmeli olarak yapılmıştır. Kalınlıkları 0.65-0.70 m. arasında değişen ve yükseklikleri 0.65 m. olan kemer bloklarında, fascia genişlikleri alttan itibaren 0.14, 0.14, ve 0.15 m. dir.

Tonozların alın kemerleri korinth başlıklı plaster üzerine oturduğu akanth yapraklı bloklardan anlaşılmaktadır. Ancak, bu kabartmaların akanth yapraklarının yanı sıra muhtelif motiflerle süslü olduğu elde ettiğimiz bloklarda açıkca görülmektedir. Bir başka ifade ile, kemerlerden ayaklara geçiş kabartma başlıklarla sağlanmıştır. Böylece ince işçilik ve barok anlam taşıyan tonoz ayakların başlıkları ile kemerler arasında bir bütünlük elde edilmiş olmalıdır.

Ön cephenin odak noktasını, merkezde yer alan kemerin her iki yanındaki üçgen boşluklarda (spandrel) kaide olarak hazırlanmış rozetli payeler üzerinde, karşılıklı diz çökmüş, ellerinde flama ve standart taşıyan biri giyimli diğeri çıplak Partlar ve temanın uzantısı olarak girland taşıyan zafer tanrıçaları nikeler ve Geniuslar oluşturmaktadır.

Cephe üzerindeki spandrallerde yer alan ikili gruplar, iki kenar ve iki orta olmak üzere korinth baslıklı plasterlerle birbirlerinden ayrılmışlardır. Düz silmeli kaideler üzerinde duran kenar plasterlerin gövdeleri bitkisel motiflerle, orta platerlerin gövdeleri ise tyrassos kabartmaları ile bezenmiştir. Merkezi kemerin üzerinde duran kabartmalı blokta iki nike tarafından taşınan bir çelenk yer almaktadır. Bu kabartmanın bir zaferle ilişkili olduğunu söylemek mümkündür.

Üç geçit açıklığının üzerinde yatay ve kesintisiz olarak uzanan arşitrav bulunmaktadır. Arşitrav üç fascialı olarak yapılmıştır. Fascia yükseklikleri; alttan itibaren 0.10, 0.10 ve 0.13m. dir. Bütün yüksekliği 0.65 m. olan arşitravın fascialarını birbirinden ayıran astragaller düz olarak işlenmiş olup; aralarındaki iç ve dış bükey silmelerle hareketli bir görünüm elde edilmeye çalışılmıştır. Şehir dışına bakan arşitravın üstünde bulunan en geniş fascia düzlüğüne çakılı bronzdan kabartma harflerle uzun bir yazıtın bulunduğu bugün in-situ bronz harfler ve bu harflerin saplamalarının izlerinden anlaşılmaktadır.

1924 yılındaki kazıda, Robinson ekibi tarafından arşitrav ürerinde in-situ olarak bulunan harflerden ve daha sonra elde ettiğimiz birkaç harfe dayanarak anıtsal kapının kent içine bakan yüzünde aşağıdaki yazıt yer almaktadır.

İç Kitabe : C.IVL.ASP(er) PANSINI [an] VS IıViR V TRIB [unus militum---] D(e) s(ua) P(ecunia) F(ecit) ET ORNAVIT

Gaius Iulius Asper Pansinianus "beş yıl boyunca belediye başkanı, binbaşı....." kendi parası ile bu kapıyı yaptırıp, süsledi.

Dış Kitabe : IMP. CAESARI [divi Nervae nep.] DIVI [Traiani fil. Traiano H]ADRIANO AU [g.pont.max.trib.p]ot. XIII cos. III P.P.ET SABINAE AU[g. --]COL[onia --]

"İmparator Caesar Traianus Hadrianus Augustus tanrılaştırılan Nerva'nın dedesi tanrılaştırılan Traianus'un oğlu en büyük rahip 13. kere tribunus, 3. Kere consul ve Sabina Augusta'ya.... koloni (yaptırdı).

Arşitrav üzerinde kesintisiz devam eden ve yaklaşık uzunluğu 22.60m; yüksekliği 0.67 m. olan firizin her bir kemer altı yolunun merkezi üzerinde iki triton ve trophe'li birer grup yer almaktadır. Köşelerde hippocamp tasvirleri ile çeşitli silahlar, kalkanlar (amazon kalkanları), zırh gibi motifler bulunmaktadır. Ayrıca Frizdeki kabartma sathı üstten boncuk ve yumurta dizileri ile sınırlandırılmıştır.

Konsollar tarafına taşınan, 0.65 m. yüksekliğindeki korniş kısmı; üstten itibaren kıyma rekta profilli bir sima, yarım yuvarlak bezemesiz bir silme, düz bir geison ve akanth kabartmalı konsollardan meydana gelmiştir. Yüksekliği 0.20 m. olan simanın dış sathı akanth, palmet ve bunların arasına yerleştirilmiş aslan başı şeklindeki çörtenlerle bezenmiştir. Eş palmetler sırasından doğacak monotonluk, birinde palmetlerin içe, diğerinde dışarı döndürmeli ile giderilmiştir.

Saçaktaki, palmetli geniş silmede ve aslan başlı çörtenlerde ince ve itinalı bir işçilik göze çarpmaktadır.

Akanth yapraklarıyla bezeli konsollar arasında 0.32x0.28 m. genişlikte metop biçiminde düz yüzeyler bulunmaktadır. Yumurta dizileriyle sınırlanan bu yüzeylerde çeşitli çiçek motifleri yer almaktadır.

Kornişin alt kısmında, blokla birlikte işlenmiş diş sırası gelmektedir. Altta yer alan diş sıralarının ölçüleri ise; 0.11x0.12 m.dir. Diş aralarındaki açıklık ise 0.66 m.dir. Bu araların genişliği aşağı yukarı diş genişliğinin yarısına eşittir. Bu dişler yan yana küçük küpler şeklinde olup, araları açık olduğundan, ışık-gölge oyunları açısından keskin kontrastlar yaratmaktadır.

Korniş bloklarının alt oturma yüzleri düzgün bir şekilde kesilmiş olmakla beraber, üst yüzeyde 0.22 m. genişliğinde bir korniş yeri hazırlanarak yağmur sularının kolayca dışarıya akıtılması sağlanmıştır.

Girişin içe bakan yüzünün ön cepheden farklı bir tertipte olduğu açıkca ortaya çıkmaktadır. Buna göre, güney cephenin süslü ve hareketli yapısını arka yüzde tam olarak görememekteyiz. Üstten itibaren yüksekliği 0.65m. olan konsollu bir korniş bundan sonra 0.66 m. yüksekliğinde akanthuslu bir bordür şeklinde düzenlenmiş bombeli bir friz, bunun altında ise yüksekliği 0.63 m. olan üç fascialı arşitrav gelmektedir. Arşitrav blokları ön cephe bloklarıyla yapı ve yükseklik bakımından farklılık göstermektedir. Fascia yükseklikleri alttan itibaren 0.13, 0.13 ve 0.15 m. dir. Arşitravın fascialarını birbirinden ayıran astragaller ön cephede olduğu gibi düz işlenmiş ve aralarında boncuk dizisi bulunmamaktadır. Arşitrav tacı düz silmelerden teşkil edilmiş ve 0.11m. yüksekliğindedir.

Tonozların alın kemerleri güney cephe ile aynı yapıda üç fascialı ve sade olarak yapılmışlardır. Kapının kente bakan yüzündeki spandrallerde, dış cephenin aksine herhangi bir bezemeye yer verilmediği elde mevcut mimari elemanlardan anlaşılmaktadır. Bununla beraber, tonoz kemerlerıinin her iki yanındaki üçgen boşlukların kaideli ve korinth başlıklı payelerle birbirlerinden ayrıldığını mevcut parçalara göre söylemek fazla hatalı olmayacaktır.

Roma mimarisinde zafer taklarının, Roma imparatorluğunun varlığı ve gücünün bir sembolü olarak önemli bir yeri vardır. Anadolu'da Roma tak örneklerinin büyük bir çoğunluğu, sentezden geçerek kendine özgü bir üslup oluşturduğunu ve hatta önemli giriş kapılarına tak özelliği verilerek yapı ve fonksiyon değişikliğine uğradıklarını görüyoruz.

Pisidia Antiocheia'sındaki Batı Kapısı da, yukarıda sözü edilen değişikliğe uğrayarak tipik bir zafer takının birçok özelliğini yansıtmaktadır. Özellikle, ön cephe programında, tak yapısı; figürlü, zengin bir zafer ikonu haline getirilmiştir. Friz kısmında da yine Roma askeri gücünü vurgulayan motifler yer almaktadır.

Merkezi kemerin sağ ve solundaki spandrellerde, diz çökmüş, ellerinde flama ve standart taşıyan Parth'lıların gülen çehreleri ile kemer altından geçenleri selamlamaları; bunların ortalarında ise her iki yönden uçarak gelen Nikelerin bir çelenk taşımaları kazanılan bir zaferi simgelemektedir. Daha doğrusu bu betimler, İmparator Septimus Severus'un M.S. 197 yılında Parth'lılarla yaptığı savaşta elde ettiği zaferi bize hatırlatmaktadır.

Takın tarif edildiği 212 yılının, aynı zamanda, Roma vatandaşlığı hakkının Latin kökenli olmayanlara açıldığı yıl olması da oldukça önem arz etmektedir.

Anıtsal girişin kent'e bakan iç yüzündeki yazıtın İmparator Hadrianus'un Anadolu'yu ziyaretinde muhtemelen Antiocheia'ya geldiği, bu nedenle bu yazıtın M.S. 129 da buraya yerleştirildiği akla yakın bir olasılık olarak gelmektedir.

Bu sitede bulunan resimler telif hakları güvencesi altındadır. • İzin alınmadan kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz. 

Anı Anıtsal Yapıları Koruma Değerlendirme Ve Yapım  Mimarlık, Restorasyon A.Ş.
Adres:Aziziye Mahallesi Hava Sokak 24/8 Yukarı Ayrancı 06540 Çankaya/Ankara
Tel: 90 312 441 65 53 - Fax: 90 312 441 65 54

e-mail: anitsal@anitsal.com