mimar sinankastamonupiriSİVASsyriamanastırsivas eskisuriyealayhan1500 piri
• İstanbul - Beylerbeyi Camii Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon Projeleri

İSTANBUL - BEYLERBEYİ CAMİİ RÖLÖVE RESTİTÜSYON VE RESTORASYON PROJELERİ
Beylerbeyi Camii, Boğaziçi'nin Anadolu yakasında, Beylerbeyi Iskelesi'nin önündeki meydanın doğusunda, deniz kıyısında yer almaktadır.

Sultan l. Abdülhamid (1774-1789) tarafından yaptırılan Beylerbeyi Camii'nin 1192/1778'de inşa edildiğini belirten üç kitabesi vardır. Bu kitabeler, Yalıboyu Caddesi üzerindeki avlu kapısı, Çamlıca Caddesi üzerindeki bugün kullanılmakta olan avlu kapısı ve son cemaat yerinden harime geçilen ana kapı üzerinde yer alır. Son cemaat yeri orta kemerinin boşluğuna yerleştirilmiş olan kitabe ise caminin l. Abdülhamid'in annesi Rabia Sultan'ın anısına yaptırıldığını belirtmektedir.

Yapımı üzerinden uzun bir süre geçmemiş olmakla birlikte, II. Mahmud döneminde kapsamlı bir müdahale ve yeniden yapım söz konusudur.R.E.Koçu'nun çevirisiyle açıkladığı onarım yazıtı 1236/1820-1821 tarihini vermektedir. Bu kitabe, deniz tarafında caminin kuzey batısında hünkar mahfiline denizden gelindiği zaman avluya geçişi sağlayan kapı üzerinde yer alır. II. Mahmud döneminde(1808-1839) hünkar dairesi eklenmiş, güneybatıdaki tek minaresi yıkılarak, iki yeni minare inşa edilmiştir, ilk minare ile birlikte caminin son cemaat yeri üzerindeki mektep de kaldırılmış ancak, minare kapısı olarak kullanılan eski mektep kapısının kitabesi yerinde bırakılmıştır.II. Mahmud aynca bir muvakkithâne ile yanında mektep için yeni bir bina ve deniz kıyısında dört cepheli bir çeşme yaptırmış, caminin önündeki rıhtım genişletilerek üç tarafı duvarla çevrelenmiş iç harem avlusu oluşturulmuştur. Bu avlunun denize paralel olan duvarındaki kapı üzerinde II. Mahmud'un tuğrası bulunmaktadır. Yukarıda sözü edilen tamir kitabesinin üzerinde bulunduğu avluya giriş kapısı duvarı da bu müdahale sırasında yapılmış olmalıdır.

Beylerbeyi Camii'nin 1945 yılında ahşap kubbesi ile beden duvarlarının onarıldığı ayrıca bu tarihten 30-32 yıl önce rıhtım betonarme döşeme ile takviye edilmiş olduğu bilgisi bulunmaktadır. Yapının 20. yüzyıl ortasındaki durumunu R.E. Koçu ayrıntılı olarak betimlemiştir. 1957 yılında onarıma başlandığı ve harap durumda olan hünkar dairesinin deniz tarafı açılıp yaklaşık dört yıl yapı bu durumda bırakılmıştır.

13 Mart 1983 gecesi bitişiğindeki Debreli İsmail Paşa Yalısfnda çıkan yangın Beylerbeyi Camii'nin ahşap kubbesinin yanarak çökmesine neden olmuş ve cami kısmen hasar görmüştür. Öncelikle kubbe ele alınmış ve konstrüksiyon büyük ölçüde yenilenmiş, kubbede bulunan yazı fotoğraflar yardımıyla tamamlanarak uygulanmıştır.Ancak, bu dönemde kubbenin bezeme programı yine değiştirilmiştir. Çökme sırasında harap olan döşeme tuğlaları da yenilenmiştir. Ayrıca, hünkar kasrı, hünkar mahfili, son cemaat yeri gibi bölümlerde de bazı işlerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu işler tamamlanarak Beylerbeyi Camii, 29 Mayıs 1983'te tekrar ibadete açılmıştır.

Beylerbeyi Camii'nde yapının kütlesi, ana mekan, mihrap nişi, hünkar mahfili, minareler ve batı cephesindeki girişi örten saçak olmak üzere beş temel elemandan meydana gelmiştir. Yapının düzeni, ana kitle itibariyle, deniz tarafındaki girişten ve mihraptan geçen eksene göre simetriktir. Caminin dış görünümünün en belirleyici özelliklerinden biri, ibadet mekanını örten kubbenin iki kasnağa sahip oluşudur. Bunlardan aşağıda olanı, sekizgen planlı, sağır bir kasnaktır. Yalnızca köşelerdeki yarım kubbeler ve mihrap yarım kubbesi ile parçalanmaktadır. Üstteki kasnakta ise yapı çevresince yirmi pencere yer almaktadır. Ayrıca yarım kubbelerin içinde ikişer ve mihrap nişini örten yarım kubbenin içinde de beş pencere bulunmaktadır.

Caminin bir kubbe ve beş yarım, kubbeyle "Örtülen ana mekanı, yaklaşık kare (14,60x15,50 m) plana sahiptir; güneyden mihrap sofası eklemlenir, kuzey tarafından son cemaat yerine bağlanır. Doğu ve batı cephelerinin kuzey uçlarında da girişlervardır. Bu girişlerden batı cephesinde olanına caddeden yedi basamakla çıkılan bir platformdan, doğudakine ise hünkar mahfiline çıkan merdivenin ikinci sahanlığından ulaşılmaktadır. Ana mekanın güney duvarında mermerden yapılmış mihrap yer almaktadır. Planı dokuzgendir, üstü mukarnas yapılacakmış gibi kademelendirilmiştir. Mihrap önündeki mekan bir yarım kubbeyle örtülüdür. Mihrap nişinin tam üstünde çini bir panoda Ihlas suresi yazılıdır.

Son cemaat yerine deniz tarafından onbir basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Mekan altı sütunla desteklenen bir cephe ve arkada harim duvarının orta aksında ana kapı ile yan parçalarda pencerenin arasına yerleştirilmiş iki mihraptan oluşmaktadır.Sütunların arasındaki kemerlerden ortadaki daha geniş açıklıklıdır. Yan açıklıklarda mermer korkuluklar yer almaktadır. Orta açıklıktaki kemerin altında mermer söveli bir kapı bulunmaktadır. Kemer boşluğundaki yazıt caminin I. Abdülhamid tarafından annesi Rabia Sultan'ın ruhuna ithaf ile yaptırıldığını belirtir.

Son cemaat yerinin doğusunda küçük bir oda yer almaktadır. Bu odanın kayyum odası olarak düşünülmüş olması muhtemeldir. Hünkar mahfili bölümünün girişi, yapının doğusunda yer almaktadır. Buraya da hem denizden hem de karadan ulaşılabilmektedir. Bu bölümün zemin katında, yalnızca birinci katı taşıyan üç ayakla, merdivenler ve minare girişi bulunmaktadır. Üç sahanlıktı bu merdivenlerin ikinci sahanlığından ana mekana/harime girilmektedir. Birinci katta geniş bir sofa vardır.Buradan hünkar odasına ve caminin 'mahfiline' geçilmektedir. Hünkar odası cephe hizasından kuzeye doğru çıkma yaparak uzanmaktadır. Doğusunda minare kürsüsüyle arasına bir abdest alma yeri yerleştirilmiştir.

Cadde üzerindeki girişin hemen önünde camiye cuma namazına gelen padişahın ata binmesini kolaylaştıran bir binek taşı vardır. Sözkonusu kapı caminin en büyük kapısıdır. İki yanında kurna tekneli birer çeşme vardır ve caddeye bakan yüzünde caminin kitabelerinden biri yer alır.

Cepheler iki kademeli olarak ele alınmışlardır. Bunlardan, beden duvarının meydana getirdiği birinci kademenin en belirgin yüzey elemanları, iki pencere sırası ile silme takımlarıdır. İlk sıradaki pencereler mermer söveli, düz atkılıdır. Dışta toplu parmaklıkları, içte ahşap kanatları vardır. Üzerlerinde birer boşaltma kemeri yer almaktadır. İkinci sıradaki pencereler ise sivri kemerlidir ve iki pencere sırasıdönemde ya da sonraki müdahalelerinde bazı kesimlerinin tamamen sıvalı ya da 18. yüzyılın gözde tekniği derzleri kapatan cetvelli derz yapılmış olabileceği düşünülebilir.

Hünkar mahfilinin zemin katındaki üç ayak, kesme taştan, diğer tüm serbest taşıyıcılar yekpare mermerden yapılmıştır. Bu bölümdeki bütün kemerlerin malzemesi ise tuğladır. 1967'de çekilmiş fotoğraflardan ahşap olduğu anlaşılan döşemeler 1969'daki tamirde betonarmeye çevrilmiştir. Mahfilin dış yüzeyleri kesme taş ve tuğladan yapılmış; iki sıra tuğla, bir sıra taştan meydana gelen bir almaşıklık düzeni uygulanmıştır.

Beylerbeyi Camii'nde dekoratif biçimlenme gösteren elemanların sayısı son derece sınırlıdır. Sivri, yuvarlak ve "C" kıvrımlı olmak üzere üç tip kemerle karşılaşılmaktadır. Ayrıca kapı üstlerinde basık kemerler bulunmaktadır. Yapıda üzengisi "S" kıvrımlı kemerin de bir örneği vardır. Bu kemer, batıdaki avlu duvarında yer alan girişin üzerindedir. Kolonlar prizmatik bir pedastal (ayaklık) üzerine oturmaktadır. İçeride zemin pattaki ayaklıkları üzeri yivli, mahfil katmdakiler düz prizmatik blok şeklindedir. Ayaklıktan zemine ve kolona geçişte silme takımları bulunmaktadır. Genelde üç tip sütun başlığıyla karşılaşılmaktadır. Sütunun bitimindeki metal bileziğin üzerinde, süslemesiz bir yüzeyle daha geniş bir daireye geçilmekte; bu daireden kareye geçilirken dört köşede yaprakçıklar yer almaktadır. Birinci tipte bu yaprakçıkların üzeri düzdür; ikinci tipte ise bunlar akant yaprağı biçiminde uyulmuştur. Bunun üzerinde tekrar bir metal çerçeve, onun üzerinde de kesme taştan bir silme takımı yer almakta, kemer bundan sonra başlamaktadır. Üçüncü tip sütun başlığı, galeriyi taşıyan sütunların üzerindedir, iyonik başlıklarda köşelerde görülen volütler, burada kardinal noktalarında kullanılmıştır. Bunların altında da yumurta motifleri görülmektedir.

Yapının iç yüzeyleri kalem işiyle kaplanmıştır. İç yüzeylerin süslemesinde karşılaştığımız önemli bir özellik, mihrap nişi duvarlarının silme hizasına kadar (zeminden başlayarak 4 m.), doğu ve batı duvarlarının da zeminden başlayarak yaklaşık 37 cm'lik bir bölümünün çinilerle kaplanmış olmasıdır. Kubbe bezemesi özgün değildir. 1975 öncesi kubbede yapılan müdahaleler sonucu ne zaman yapıldığının bilemediğimiz ancak caminin yapıldığı dönemle daha uyumlu olan Barok bezeme kaldırılmış, yeni bezemenin bazı motifleri de yangın sonrası yeniden değiştirilmiştir. Mihrap nişlerindeki çinilerin pencerelerin üst hizasına kadar yükselen kısmındaki bordürler Osmanlı çinileriyle, panolar Avrupa çinileriyle kaplanmıştır. Daha yukarıdaki.dönemde ya da sonraki müdahalelerinde bazı kesimlerinin tamamen sıvalı ya da 18. yüzyılın gözde tekniği derzleri kapatan cetvelli derz yapılmış olabileceği düşünülebilir.

Hünkar mahfilinin zemin katındaki üç ayak, kesme taştan, diğer tüm serbest taşıyıcılar yekpare mermerden yapılmıştır. Bu bölümdeki bütün kemerlerin malzemesi ise tuğladır. 1967'de çekilmiş fotoğraflardan ahşap olduğu anlaşılan döşemeler 1969'daki tamirde betonarmeye çevrilmiştir. Mahfilin dış yüzeyleri kesme taş ve tuğladan yapılmış; iki sıra tuğla, bir sıra taştan meydana gelen bir almaşıklık düzeni uygulanmıştır.
 

Resimler

Bu sitede bulunan resimler telif hakları güvencesi altındadır. • İzin alınmadan kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz. 

Anı Anıtsal Yapıları Koruma Değerlendirme Ve Yapım  Mimarlık, Restorasyon A.Ş.
Adres:Aziziye Mahallesi Hava Sokak 24/8 Yukarı Ayrancı 06540 Çankaya/Ankara
Tel: 90 312 441 65 53 - Fax: 90 312 441 65 54

e-mail: anitsal@anitsal.com