mimar sinankastamonupiriSİVASsyriamanastırsivas eskisuriyealayhan1500 piri
Türkiye'nin insanlık için dünyaya örnek olacak hamlesi

Başbakanlığa bağlı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı 31 ülkede 35 koordinasyon ofisi ilebüyük bir faaliyet yürütmeye devam ediyor. TİKA yaklaşık 100 ülkede program ve faaliyet yürütüyor.

Bu çalışmalar kapsamında TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam başkanlığındaki bir heyet geçtiğimiz hafta Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk, Makedonya ve Bosna Hersek'in de içinde bulunduğu 5 ülkeye 5 günlük bir ziyarette bulunarak bölgede yapılan pek çok projeyi yakından görmeimkanı buldu. Bölge ülkelerinin yöneticileriyle de bir araya gelen heyet, Balkanlar'daki koordinasyon ofislerine de ziyaretler gerçekleştirdi.

Heyette TİKA yetkililerinin yanı sıra, TOBB Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, HititÜniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'den akademisyenler de yer aldı.

Sırbistan'ın başkenti Belgrad'dan başlayan çalışma ziyareti; Sırbistan'ın Sancak bölgesindeki Novi Bazar, Karadağ'da Podgoritsa, Bar, Krujje, Arnavutluk'ta İşkodra, Elbasan, Tiran, Makedonya'da Ohri, Struga, Üsküp, son durak olarak da Bosna Hersek'te başkent Saray Bosna ve Mostar kenti ile 5 günde tamamlandı.

TİKA heyetinin son durağı olan Saray Bosna'da Haber7 Yayın Koordinatörü Osman Ateşli'ye konuşan TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam, TİKA'nın dünya genelinde ve Balkanlar'da yürüttüğü sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmaya yönelik projeler hakkında önemli bilgiler verdi.

TİKA'NIN BALKANLAR'DA YÜRÜTTÜĞÜ ÇALIŞMALARLA İLGİLİ GÖRÜNTÜLERİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Çam, Türkiye'nin hiçbir maddi karşılık beklemeksizin sadece gönülleri fethetmek üzere çıktığı yolda yürüttüğü faaliyetleri şu sözlerle anlattı:

Sayın Başkan, TİKA ve yürüttüğü çalışmalar ile ilgili bize bilgi verir misiniz?

Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), kurulduğu 1992 yılından bu yana Türkiye'nin dünyaya yansıyan yüzü olmuş, uluslararası çalışmalar yürütmüş, projeleriyle dünya kamuoyunda saygınlık kazanan önemli bir kurum haline gelmiştir.

TİKA, Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını elde eden Orta Asya'daki Türk topluluklarına yardım için kurulmuştur. O yıllarda Türki cumhuriyetleri desteklemek, onların dünyaya entegre olmaları noktasında ekonomik kalkınma anlamında yüklerinin hafifletilmesine katkı sağlamak için faaliyet yürütmekteydi. TİKA kuruluşundan bugüne yaklaşık 20 yıllık süre içerisinde kazandığı tecrübesini giderek dünyanın çok farklı coğrafyalarındaki başka ülkelere transfer etme noktasında katkı sağlamıştır.

BUGÜN 100'DEN FAZLA ÜLKEDE PROJE YÜRÜTÜLÜYOR

Ülkemizin özellikle 2002 yılından sonra yakaladığı büyümeyi TİKA da takip etti ve 2002 yılında 12 ülkede ofislerimiz aracılığı ile yapılan çalışmalar yıllar içinde büyüyerek bugün 31 ülkede 35 ofis aracılığı ile gerçekleştirilir hale geldi. Bugün kurumumuz 100'den fazla ülkede projeler yürütüyor.

TİKA, Türkiye'nin kalkınma tecrübesinin başka ülkelerle paylaşılması ve "işbirliği ortaklığı" anlayışı ile çalışmaktadır.

Çalışma anlayışının diğer ayağı; kalkınma hedefleri doğrultusunda belirlenen, uzun vadeli stratejileri destekleyen, kısa vadeli ve acil çözüm önerilerini içeren projeler oluşturmaktadır. Projelerin önceliği temel ihtiyaçların giderilmesidir.

Bu kapsamda TİKA, çalışma yaptığı ülkelerde sağlık, eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik kalkınma ve ecdad yadigarı eserlerin yeniden ayağa kaldırılması noktasında önemli çalışmalar yapıyor. Bunu açacak olursak; Özellikle ekonomik durumu geri kalmış ülkelerde bölgesel kalkınma ve iş edindirme çalışmaları yürütüyoruz, sağlık merkezleri yapıyoruz, teknik donanım sağlıyoruz, eğitime destek veriyoruz, okullar açıyoruz, Türkçemizin yurdumuza çok uzak olan coğrafyalarda öğrenilmesini sağlıyoruz, yaşam güvenliği ve gıda güvenliğine yönelik faaliyetler yürütüyoruz, insanların temiz su ihtiyacını karşılıyoruz, tarım çalışmalarına destek oluyoruz, BM tarafından örnek gösterilen arıcılık projemiz var, yine örnek olacak tohum projeleri yürütüyoruz, toprak analizleri çalışmalarına destek veriyoruz, ortak tarihi mirasımız olan eserlerimize sahip çıkıyoruz, onların restorasyonlarını yapıyoruz… Bunlar gibi daha sayamayacağımız pek çok faaliyetimiz var.

TİKA 2002 YILINDAN SONRA TÜRKİYE İLE BÜYÜK BİR ATAĞA KALKTI

TİKA, son yıllarda dünya çapında yaptığı çalışmalarla önemli bir atağa kalkmış görünüyor. Bunun sebeplerini öğrenebilir miyiz?

Ülkemizin son yıllarda uluslararası ilişkilerdeki hızı ve ilişkilerin artışı pek çok alandaki çalışmalara da yansımaktadır. Ülkemizin kalkınma alanında izlediği politikalar ve uygulamaların dışa yansıması olarak biz de TİKA olarak atağa kalkan Türkiye'ye ayak uyduruyoruz. Faaliyetlerimiz artarak devam ediyor. Temel nokta budur. Ülkemizin ekonomik ve ticari noktadaki performansı, zenginliklerinin ve gücünün artmasıyla pek çok alanda yeni talepleri de beraberinde getirmiştir. Pek çok ülkeden yoğun bir proje talebiyle karşı karşıyayız. Ülkemiz artık dünyanın pek çok yerinde kabul gören ve çözüm üreten bir ülkedir. Nerede bir kriz ve çözüm bekleyen mesele var ise artık bir dosyada Türkiye'ye gelmektedir. Sadece geri kalmış sıkıntılı ülkeler değil zaman zaman zenginleşmiş ama Türkiye'nin tecrübesinden ve kapasitesinden istifade etmek isteyen güçlü devletlerden de bu talepleri almaktayız. TİKA sadece fakir, ihtiyaç sahibi ülkelere değil aynı zamanda güçlü, kapasitesinden ve birikimlerinden istifade etmek isteyen ülkelere de yardım imkanları sunuyor. Bu talepler sürekli artıyor. Afrika'da, Balkanlar'da, Ortadoğu'da, Kafkaslar'da Orta Asya'da hatta geçen yıl ulaştığımız Latin Amerika ile 5 kıtadaki 100'ün üzerinde ülkede proje geliştiren bir kurum konumundayız.

TİKA'NIN DİĞER ULUSLARARASI KURULUŞLARDAN FARKI

TİKA'nın bu yönde faaliyetler yürüten diğer uluslararası kuruluşlardan farkı nedir?

Biz diğer uluslararası kuruluşların aksine masa başında projeler üretip sıkıntılı bölgelere sunmak yerine bölgelerden gelen talepleri dikkate alıyoruz. Talebe bağlı proje geliştirilmesini önemsiyoruz ve sahalara saygılı davranıyoruz. Çünkü bölgenin ihtiyaçlarını en iyi o sahalarda bulunanların bileceğini, oralardaki acıları sıkıntıları, beklentileri en iyi oradakilerin hesaplayabileceğini düşünüyoruz. Biz bu gelen taleplerin uzman görüşlerle analizlerini yapıyoruz, belli aşamalardan geçirerek planlamalarımıza alıyoruz. Etkin çalışmalar yapıyoruz. Yıllarca süren analiz ve planlamalardan ziyade çok hızlı karar alan çözüme odaklı bir yapımız var. Bu da aynı anda yüzlerce projeyi çok hızlı bir şekilde yapabilme imkanını veriyor.

Tabi burada en önemli farkımızdan biri de samimiyet diyebiliriz. Biz hizmet götürdüğümüz ülkelere samimiyetle yaklaşıyoruz. Oradaki idarecilerle işbirliği içinde çalışıyoruz. İnsani hassasiyetleri gözeterek yaklaşıyoruz. Bu da çalışmaların daha başarılı olmasını sağlıyor. Kurumumuz sayesinde pek çok toplum Türkiye'yi daha iyi ve yakından tanıma imkanı buluyor. Dost elini yanında hissediyor.

"BU BİZE DEVLETİMİZİN VE TARİHİMİZİN YÜKLEDİĞİ BİR MİSYONDUR"

Türkiye olarak dünya çapında önemli ve büyük projelere imza atılıyor. Türkiye'nin bu projeleri gerçekleştirme amacı nedir?

Dünyanın pek çok bölgesinde farklı inanç gruplarına ait insanlara çok çeşitli projeler sunmaktayız, hizmetler götürmekteyiz. Bu geçmişimizin, devletimizin, hükümetimizin ve Sayın Başbakanımızın bize yüklemiş olduğu bir misyondur.

Bu çalışmalardaki temel nokta Türkiye'nin geçmişten gelen paylaşma, yardımlaşma ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılama yaklaşımından kaynaklanmaktadır. Bizim geçmişimizde vakıf medeniyetimiz vardır. Geçmişte vakıf medeniyeti ile yaşamış, toplumun hayati ihtiyaçlarını vakıflar üzerinden gidermeye çalışmış bir medeniyetin, bir kültürün parçasıyız. Kendimizde olan bir şeyin başkalarında da olması gerektiğini, başka acıların da bizin acımız olduğunu bilen bir yaklaşımımız var.

İmkanlar dahilinde ülkemizin yardım elini, iyi niyet elini, sıcak gönülden gelen mesajlarını projeleriyle insanlara ulaştırma gayretidir. Bu bize aynı zamanda tarihi birikimimizin yüklediği önemli bir misyondur. Biz de bu kutsal saydığımız görevimizin gereğini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz.

"TÜRKİYE DIŞ YARDIMLARDA GEÇEN YIL DÜNYA REKORU KIRDI"

Yakın zaman içinde yaşanan küresel gelişmeler bu tür çalışmaların ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Türkiye'nin kritik coğrafyalarda varlığını sürdürebilmesi için bu çalışmaları hangi aşamaya taşıması gerekiyor.

Dünyada artarak devam eden sorunlar vardır, krizler vardır. Açlık sorunları, su sorunları, doğal afetler, çevre sorunları, ekolojik dengelerin bozulması, savaşlar, iç dengelerin siyasi çatışmaların olduğu kriz bölgelerin ve kriz sonrası bölgelerin olduğu bir dünya vardır. Bölgemizde yaşanan etrafımızda yaşanan ciddi hadiseler vardır. Bunlar giderek artmaktadır. Bunların hepsi Türkiye tarafından takip edilmekte ve imkânları çerçevesinde en iyi şekilde çözmeye gayret göstermektedir.

Dünyadaki bu krizlerin azaltılması da ancak samimi ve iyi niyetli yaklaşımlarla mümkündür. Türkiye son zamanlarda sınırları dışında yapmış olduğu uluslararası kalkınma çalışmaları ile pek çok noktada aslında diğer devletlerin yapmış olduğu çalışmalardaki eksiklerini ortaya koymuştur. Bazı ülkelerin yaptığı çalışmalardaki samimiyetsizliği gözler önüne sermiştir.

Türkiye'nin dış yardım bütçesi de sürekli artma eğilimi göstermiştir. 2002 yılında 85 milyon dolar olan dış yardım miktarı Türkiye'nin ekonomik imkânlarınıartırma sürecine paralel olarak dışarıya yapılan dış yardımlara da yansımıştır. Türkiye geçtiğimiz yıl dış yardımlarda yüzde 99'luk bir artış sağlayarak dünyada rekor kırmıştır.

Geçtiğimiz yıl küresel krizle pek çok ülke yardımlarını düşürürken Türkiye dünyadaki gelişmelere rağmen yardımlarını yüzde 99 artırmıştır. Türkiye dış yardımlarını bugün 2,5 milyar dolarlar seviyesine çıkartmıştır. Bu yardımlar TİKA ve Kızılay gibi kurumlarımızın eliyle dünyanın dört bir yanındaki insanlara ulaştırılmıştır. İlk defa 2011 yılında 1 milyarın üzerine çıkmış bir dış yardım vardı. Bu rakam 2012 yılında 1,3 milyar dolar civarındaydı. 

"TÜRKİYE KRİZLERİ ÇÖZEN ÜLKE OLDU"

Bugün dünyanın pek çok yerinde kronik kalmış ve çözümlenememiş pek çok krizi Türkiye kendi imkanlarıyla çözebilir hale gelmiştir.

Buna Somali'yi örnek verebiliriz. 20 yıldır krizler içerisinde yaşayan bir ülke. Sayın Başbakanımızın geniş kalabalıklarla gitmiş olduğu bir ziyaret neticesinde ve Türkiye'de yapılan bir yardım kampanyası ile bir aylık bir Ramazan döneminde 300 milyon dolarlık bir yardım toplanmıştır. Bununda üstünde devletinde yapmış olduğu katkılarla birlikte orada muazzam gelişmeler yaşanmaktadır. Bunun gibi büyüklü küçüklü pek çok ülkede Türkiye kendisini hissettiriyor. Bu da devletimizin büyüklüğünü ortaya koyuyır.

"BALKANLARDAKİ HER ÜLKEDE OFİSİMİZ VAR"

Başkanım Balkan ülkelerine yönelik 5 günde 5 ülkeyi kapsayan bir ziyaret gerçekleştirdiniz. Türkiye'nin Balkanlardaki yaptığı çalışmalar neden önemli?

TİKA, Orta Asya'daki  çalışmalardan sonra ikinci bölge olarak Balkanlar'a açılmıştır. Bugün Balkanlar'daki hemen hemen her ülkede ofisimiz bulunmaktadır. Son derece önemli projelere imza atmaktadır. Çok iyi yetişmiş deneyimli kadromuz Balkan coğrafyasını ihtiyaçlarını analiz etmektedir. Gelen talepleri ihtiyaçlara göre, önem sırasına göre imkanlara göre planlayıp sunmaktadır. Balkanlar tabi birçok açıdan ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Tarihi ve coğrafi açıdan sizden uzak bir yer değildir. Balkan halkları kendi içinde bir dinamizmi vardır. Ziyaretleriyle, ticari ilişkileriyle, eğitim hareketleriyle. Aslında Balkan halkları kendi içindeki çeşitliliğine rağmen bir bütündür. Osmanlı'nın geçmişte Balkanlarla çok yakın bir iletişim içinde olması da bunda etkilidir. İstanbullun da bu coğrafyayla direk bir bağlantı içinde olması yine önemlidir. Bu sebeplerden kaynaklanan karşılıklı ciddi talepler bugün de görülmektedir.

"BALKANLARLA ARAMIZDA DOĞAL BİR SEVDA VAR"

Başkanım temaslar sırasında fark ettik ki halk nezlinde de buranın idarecileri nezlinde de Türkiye'ye karşı büyük bir teveccüh var. Bu ilgi ve alaka ile ilgili duygularınızı öğrenebilir miyiz?

Bu tarihten gelen bir süreç… Bugün hiçbir şey yapmasanız da bu coğrafyanın insanlarıyla Türkiye'de yaşayan halkımız arasında kalplerinde oluşmuş bir ünsiyet vardır. Bu doğal gelişmiş bir sevdadır, bir aşktır. Bu sevgi karşılıklı olarak giderek artmaktadır. Tabi bu iletişim ve kaynaşmalar zaman zaman kesintiye uğramıştır.

Balkanlar denildiğinde akıllara sadece acılar ve göz yaşları gelmemeli… Aslında beraberce birlikte yaşama gelmeli… Bu birlikte yaşama kültürü en iyi burada vardır. Bugün bazı değişimler olsa da; Balkan devletleri uzun yıllar kardeşçe, barış içerisinde, iyi komşuluk ilişkileri içerisin, farklı kültürlere rağmen, din ve dil farkına rağmen birlikte yaşamasını başarabilmiş ender bölgelerden bir tanesidir. Ve dünyaya örnek olabilecek bir geçmişi, kapasitesi ve tecrübesi vardır. Ben bunun dünyanın farklı bölgelerindeki krizlerin çözümünde de kullanılabileceğine inanıyorum.

Bunun yanında devletimizin ve hükümetimizin burada yapmış olduğu çalışmalar ve geliştirmiş olduğu diyalog bu ilişkileri geliştirmiştir. Yapılan uluslararası katkılar büyük önem taşımakta ve büyük takdir görmektedir. Biz buradaki devletlerin ve halkların beraberce yaşamaları için gerekli olan her gayreti gösteriyoruz.

"TİKA İNSAN ODAKLI PROJELER ÜRETİYOR"

TİKA olarak pek çok alanda ikili ilişkilerimizi geliştirmemize katkı sağlayacak iş birliklerimiz var, kalkınma projelerimiz var.

TİKA, projelerin yürütüldüğü ülkelerde 'insan odaklı' bir yaklaşım benimsemiştir, dünya genelindeki kalkınma kuruluşları arasında hak ettiği saygınlığa ise 'daha yaşanılabilir bir dünya' hedefiyle kavuşmuştur.

Tabir yerindeyse; Bir bebeğin anne karnındaki evresinden ölüne kadar devam edecek sürecin her aşaması için insanın huzuru, mutluluğu ve saadeti için eliştirdiğimiz projelerimiz var. Esas olan insanlarını mutlu bir şekilde huzurlu bir yaşam sürmesidir. Çok olumlu tepkiler almaktayız. Türkiye'ye sevgi artmaktadır. Türk halkına karşı samimi bir yaklaşım gelişmektedir. Bu da bizi ziyadesiyle mutlu etmektedir.

Bu seyahatinizde de bunu çok yakından gördük. Sırbistan Devleti Başkanı'nın ve Makedonya Cumhurbaşkanı'nın kabulü sırasında çok samimi sözler duyduk. Ülkemize en üst düzeyde teşekkürlerini, takdirlerini ve bundan sonraki süreçle ilgili beklentilerini dile getirdiler.

TÜRKİYE'NİN MİSYONER FAALİYETLER YÜRÜTENLERDEN FARKI

Başkanım bu yardımlar karşılığında Türkiye'nin bir beklentisi var mıdır? Yapılan çalışmaların bir işgalci ve misyonerlik faaliyetinden farkı nedir?

Türkiye'nin bekli de diğer ülkelere göre en önemli farkı burada ortaya çıkmaktadır. Ülkemiz hiçbir gizli ajandasının olmadığını çok net ortaya koymaktadır ve bunu objektif tavrıyla da göstermektedir. Her şeyi açık şeffaf şekilde yapıyoruz. Burada ikili anlaşmalar yapıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı çalışan bir teşkilat olarak muhatap ülkeyle protokolümüzü yapıyoruz. Ondan sonra talepleri değerlendiriyoruz. Yapmış olduğumuz çalışmaların hepsi bunların ihtiyaçlarına göre belirleniyor. Masa başında oturup acaba bunlara hangi projeyi geliştirirsek bizim menfaatimiz daha fazla olur gibi bir hesap asla yapmıyoruz. Onlar bize somut olarak projelerini sunuyorlar.

Sadece Balkanlar'da değil hemen her gittiğimiz ülkede o ülkenin devlet yöneticileri "Siz farklısınız siz buraya geldiğinizde bize gerçekten yardım etmek için geliyorsunuz" diyorlar.

Zaten bir takım beklentiler içinde o ülkelere giderseniz o yardım değil menfaat olur. Menfaatte zora düşmüş bir insanı zaaflarından faydalanmaktır. Bu da ahlaki düzeyi olmayan bir iletişime zemin hazırlar.

Bugün artık bambaşka bir dünya var. Samimiyet  burada en önemli konu. Samimi olduğunuz sürece karşınızdaki kişiler kurumlar bunu çok iyi algılıyorlar ve ona göre de kapılarını size açıyorlar, gönüllerini açıyorlar, ihtiyaçlarını sunuyorlar.

Biz de geçmişte yardım alan bir ülke olduğumuz için empati yapma yeteneğimizi de geliştirmiş bir ülkeyiz. Dolayısıyla karşımızdaki ülkeye onları rencide etmeden onurlarını kırmadan yaklaşabiliyoruz.

Onları düştüğü krizden çıkaracak paylaşım anlayışıyla yardımdan da öte kardeşlik hukukunu gözeterek bir paylaşım anlayışı kurmaya çalışıyoruz.

Bazı devletlerin yaklaşımı bu konuda gerçekten çok kötü; Ben buradaki eksikliği nasıl devam ettiririm hesabı yapıyorlar. "Kriz devam etsin ki sürekli bana bağlı kalsın, sürekli avuç açsın ve benden talep etsin" düşüncesindeler..

Bizim yaklaşımımız ise tam tersi; "bir an önce o sıkıntıdan kurtulsun ki düzlüğe çıksın, bize sadece bir teşekkür etsin, dua etsin. O da gitsin başkalarına yardım etsin, katkı sağlasın. Ülkemizin halkımızın bu duruşu bizim için en önemli gurur kaynağıdır. Bu bizim farkımız, en önemli üstünlük kaynağımız.

Son olarak TİKA'nın gelecekteki hedefi ne olacak?

TİKA, dünyanın dört bir yanında dil, din ve ırk ayırt etmeden çalışmayı sürdürecek; uygulayacağı projelerle birbirinden farklı gelişmişlik düzeyinde olan ülke halklarına Türk insanının sıcak yüreğini ve yardımseverliğini, samimi ve kesintisiz bir anlayışla hissettirmeye devam edecek.

TİKA, barışın, huzurun ve refahın kalkınmadan; kalkınmanın işbirliğinden geçtiği bir dünyada farklı ülkeleri ve coğrafyaları ortak paydalarda buluşturan bir platform olma misyonunu sonuna kadar sürdürecektir.

Kaynak: Haber7

 

 

Bu sitede bulunan resimler telif hakları güvencesi altındadır. • İzin alınmadan kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopyalanamaz. 

Anı Anıtsal Yapıları Koruma Değerlendirme Ve Yapım  Mimarlık, Restorasyon A.Ş.
Adres:Aziziye Mahallesi Hava Sokak 24/8 Yukarı Ayrancı 06540 Çankaya/Ankara
Tel: 90 312 441 65 53 - Fax: 90 312 441 65 54

e-mail: anitsal@anitsal.com